Yazıp çizdiklerimizi Doğru görmek okumak gerek
-
Sıvası dökülmüş,
duvarları çürümüş evler
gibiyiz…
Hala ayaktaysak eğer,
yıkılacak yer
bulamadığımızdan…
-
…demiş ya Şair, öyleyiz !
En çok da bu kentin eski halinde !
BURADAYIM diyen seslenenlerinde !
Bazen bir mahalle arasında sessizce, bazen cadde üstünde, göz önünde !
-
Öyle sessizce öldüm ki defalarca, hiç bir zaman anlaşılmadı yokluğum !
-
…diyor her biri adeta !
Buna dair iki örneğim var bugün… Biri; Sık sık önünden geçerken gördüğüm, Antakya’nın Uzun Çarşı’sına Kurtuluş Caddesi üzerinden girerken, hemen cadde üzerinde olan… Zaman içinde ikinci katı tamamen çöken, ilk katı da ikinci katı gibi yakında kullanılamaz hale gelecek gibi gözüken…
Ona dair tek önlemin, etrafına belediye tarafından örülen demir bir kafes olduğunu izlerken, BU KENT İÇİN ÇOK ŞEY YAPTIK diyenleri hatırlıyoruz… Bu kentin taş ve ahşap evlerinin kimliğinde, ESKİ ANTAKYA reklamlarını tablolara sıkıştıranları en çok da ! Hani en azından bu kadar göz önünde yaşanmasaydı bu YIKIM, diyorsunuz içinizden ! Gözden uzakta, sessiz sedasız bir ÇÖKÜŞ olsaydı, diyorsunuz !
Hatay Gastronomi Evi’ne giderken, yön gösteren bir tabelayı da başka bir çöküş hikâyesinin hemen önüne koyuvermişiz… MUTFAĞIMIZIN ZENGİNLİĞİ hikâyesine çağırırken, diğer tarafta biten başka bir hikâyeyi es geçmişiz…
En kötüsü de, ALIŞMIŞIZ !
Ölüm ve yaşam arasında sıkışırken, ARAF ile idare etmeye en çok da…
Kimi, bunca yazıp çizmeye ÖNYARGI ekliyor, ki eleştiriyormuşuz HEP ! Yapılanı görmüyor, HEP olmayanda duruyormuşuz ! Aslında HERŞEY çok iyi, yapılanlar MUHTEŞEM, şehir ise MEDENİYETLER KENTİ ünvanının en görkemli finalinin perdesindeymiş !
Anlayacağınız, sorun bizdeymiş :)
Finalin perdesinde ayağa kalkıp alkışa katılmayan bizde :)
ÖNYARGI, demişken…
Belki yanlış bakıyoruz birbirimize, resmimize…
En çok da okurken, gerçeğe tutunan onca kelimeye…
Anlatılan bir hikâye, buna dair…
Denilene göre, bir çocuk tarafından yapılan bir resim ortalığı birbirine fena katmış… Resimde, tüm aile bireyleri yer alıyor almasına da… Hepsinin yüz tarafından yukarıya doğru bir ip ya da boru gibi bir şey uzanıyor… Sınıfta yapılan bu resmi gören Öğretmen ise telaşlanıyor, gördüklerinden, en çok da gördüklerine yüklediği anlamdan !
Gerisi, Anne ile babanın diyalogları ile ilerlesin ve GÜLÜMSETSİN :)
- Okula çağırdılar, psikolog ve polis ifade aldı, müdür nasihat verdi.
- Bizimkine sormuşlar, “ne resmi bu?” diye…
- “Benim ailem” demiş.
- “Bir çocuğun, tüm aile ile birlikte kendini iple asması normal değil, sizi kontrol altında tutacağız” demişler…
Ardından eve geldik ve bir zaman sonra, “çocuğumun yaptığı resmi gördüm… Bana, “Hoşuna gitti mi ?” diye sordu… Durdum, “Yani fena değil, ama tam anlayamadım” dedim…
- “Anne, niye anlamadın ki? Bütün aile su altında dalış yapıyoruz, Antalya'da…”
:)