Ankara'dakilerin Savaşında... TOKların BOYKOT çağrısı!
2 Nisan, ülke genelindeki BOYKOT'un tarihiydi, ki kaçımız katıldı, kaçımız NEYİMLE BOYKOT EDECEM Kİ dedi ve kaçımız BU KADAR DERDİMİN ARASINDA NE BOYKOTU diye ekledi bilmiyorum ama, Ankara'dakilerin birbirleriyle olan mücadelesinin yeni alanı oldu bu !
Ringe çıkıp birbirlerine kıyasıya yumruk atanlar, artık o ringe kendilerini değil, onlara inananları çıkartıyor... YOLUNDA ÖLÜRÜM deyip de hayatını partilerin ideolojisine ve kişilerin liderlik oyununa kurban edenler oldukça, anlaşılan o ringler hiç boş kalmayacak...
"CHP'nin organize ettiği bu SATIN ALMAMA eylemi, sanmayın ki hükümeti sallayacak, hatta vicdana gelip BEN NE YAPMIŞIM dedirtecek, ama HALKIN GÜCÜNÜ gösterecek" demiş bir tanesi !
Halkın gücü...
Sahi, Türkiye halklarının SATIN ALMA gücü ne ?
Bir gazeteci ve bu ülkenin yorgun bir yurttaşı olarak benim fark ettiğim bir SATIN ALAMAMA durumu yıllardır zaten var da, o ALIM yapmaktan vazgeçeceklerin kalabalığını merak ediyorum asıl... Mesela, utanmadan NUSR-ET'e gitmeyeceğiz, diyorlar ya, gülesim geliyor ! Bu ülke, öylesine bir geçim derdi yaşıyor ki, öylesine büyük bir kitle açlık ve yoksulluk sınırının altında ayakta kalmaya çalışıyor ki, insan merak ediyor, NUSRET'i protesto edip BOYKOT listesine eklemenin trajedisi nedir diye ! Bir de lüks makam araçlarının ithalatçısı konumunda olan markalar da var o listede, ama komik olan, neredeyse tüm Ankara protokolünün altında o lüks araba markalarından var, hatta HADİ BOYKOTA diye çağrı yapanların !
Gülsek mi ağlanacak halimize, yoksa Ankara'nın TOKlarını uyandırsak mı gerçeğimize ?
Sadece BOYKOT çağrısı yapanlar da değil, BOYKOT'u hainlik olarak ilan eden iktidar cephesi de farklı değil, ki bana göre en çarpıcısı da ünlü futbolcu, yeni AKP'li Mesut Özil ! Hani, "Ben, bu ülkede doğup büyüdüm... Genç ve 21 yaş altı'nda Almanya formasını başarıyla giydim... Burada kendimi iyi hissediyorum... Bu nedenle Alman millî takımını seçtim" deyip, Türkiye Milli Takımı'nda oynamayı reddeden !
#BoykotDeğilMilliZarar etiketiyle, "Boykot adı altında yerli ve milli markalarımıza zarar vermeyelim, toplumsal birliğimizi koruyalım" demiş :)
Hikayemizin özeti şu, aslında o hikayenin giriş cümlesi;
"Neresinden tutsan elinde kalan bir Ankara ve onları TOK tutmak için kendi açlıklarını KADER kabul edip şükretmeleri istenen halk kitleleri..."
Erdoğan'dan Özgür Özel'e, BOYKOT imtihanı hiç bitmeyen bu ülkede ben de şunu söyleyeyim o zaman, bir gazeteci olarak değil, bu ülkede çalışmış ve emekli olmuş, ama emeklisi ile geçinebilmesi mümkün olmayan bir yurttaş olarak...
Madem benden HAYATı boykot etmemi, bazı alacaklarımdan vazgeçmemi ve BİZ hikayesinde payımı düşeni yapmamı istiyorsun, o zaman sen de o BİZ hikayesinden payına düşeni öde ve HALKIN VEKİLİ olmak için, devletin sana yıllar içinde tanıdığı o KIYAK VEKİLLİK hikayesini sadeleştir !
Nasıl mı ?
TBMM lokantasını kapat...
Vekil emekli maaşlarını bitir...
Eonomi sınıfı parasına business class aldığınız havayolu biletlerini de...
Milletvekillerine ait araçlara trafik cezası kesilememesini de...
Maaşa talim, HALKIN VEKİLİ ol !
Madem aynı gemideyiz, hani hikaye o, bizlere ballandıra ballandıra anlatılan, o zaman o aynı gemide olmanın hakkını verin, diyetini ödeyin, HALKIN VEKİLİ olun, ardından da biz o BOYKOT denen için ZATEN AYNI GEMİDEYİZ BU ADAMLARLA deyip, yan yana yürüyelim...
Ama o zamana kadar o ringe sizin yerinize çıkmıyorum...
Diyet ödemediğiniz bir hayatta sizi omuzlamıyorum...
Siyaseten beceremediğinizi ben temizlemiyorum...
Çünkü siz TOKlar kavga ederken, biz AÇlar ucuz et kuyruğundayız. Hangi market daha ucuz ekmek satıyor, onun derdindeyiz... Emekli maaşının kiraya yetmediği bir evin mutfağında, o tek tencerede bugün ne kaynayacak, onun cevabının telaşındayız... Parmağımızdaki evlilik yüzüklerini bile kefen parası diye saklamaya başladık, işte tam olarak böylesi bir trajedinin orta yerindeyiz...
Yok, o ring için çok yorgunuz...
Hem yorgun, hem yoksul, hem de çok açız...
O yüzden, YETER...
Çok oldunuz hepiniz, YETER...