Sayın Vali karar versin Belediye Başkanları da
Salgınla beraber hemen her şey değişti, hayatlarımızda…
Sahi, ne kadar oldu?
3 ay ?
5 ay ?
9 ay ?
1 sene ?
Haklısınız, fazlası var…
2020 Mart ayından bu yana süren, bitmeyen bir kabus var…
Toplanan tüm o masa sandalyeler yüzünden en çok da !
Peki, parasız mola anlarımızın bankları, onlar neredeler ?
Gelin, bunu konuşalım bugün… Konuşurken de, bana gelen bir vatandaş talebinde DURALIM önce, hatta bir diğerinde de biraz DÜŞÜNELİM, sonuncusu ise KARAR vermemize yardımcı olsun, olmaz mı ?
İlki şu >
“En büyük keyfimiz, Antakya’nın künefeciler meydanında, sizin tabirinizle Ulus Meydanı’nda oturmak. Bütün günün en fazla trafiği burada yaşanır, hayatın YAYA halinde… Başka zamanların normal şartlarında biraz oturur, dinlenirsiniz… Belki birkaç dakika, şehri izlersiniz… Sizin gibi oradan oraya koşturan, günü de birbirinden habersiz bitirenlere bakarsınız. Şimdilerde bu yok ! Bütün banklarımızı kaldırdılar ! Niye ? Salgın var !!! Salgın var da… Onca işletmenin onca masası ve sandalyesi, kaldırılan banklarımızın yerine niye kondu o zaman ? Paramızla o masalarda, sandalyelerde, banklarımızın olduğu yerde oturabiliyorken, bunu PARASIZ yapabilme hakkımız niye elimizden alındı ?”
Ve ikincisi şu >
“Antakya’da, bence, Atatürk Anıtı’na bakan Ulu Cami önü, bu kentte oturup da şehri izleyebileceğiniz, hatta dinleyebileceğiniz en ayrıcalıklı yer… Burada, hayatın kendisi var... Hayata dair her şey var… Bir zamanlar, hatırlıyorum da, bugün bir şeyler yemek için oturabileceğiniz yerler haline gelen bu alanlarda banklar vardı… Hayat da, her şey de para olunca, bankların BEDAVA sunduğu her şey de ortadan kalktı galiba, ne dersiniz ? Belediyeler de kazansın, esnaf da ama… Bence bu kentin insanı, para vermeden, şöyle bir oturup nefeslenebileceği yerleri bu kadar kolay kaybetmesin ! Buna da böyle GÖZ GÖRE GÖRE izin verilmesin !”
Ve de sonuncusu >
“Salgın öncesinde, camiden (Ulu Cami) çıkıp, avludaki banklarda otururduk. Kaldırdılar ! Salgın varmış ! Sosyal mesafe şartmış ! Anladık da… Hala mı ? Bakıyorum, gelen geçenler, o bankların yokluğunda, avludaki taşların üzerinde oturmaya başlamış… Biz yaşlılar için önemli, o banklar ! Hala dip dibe oturmamızı mı istemiyorlar, anlamadım ! Eğer konu buysa, gelsinler, her gün bu meydanda, caddede millet yemek yerken, tatlısını yerken ne kadar kalabalık ve iç içe oturuyor, görsünler ! Onlar için risk yok da, bizler, bankta yan yana oturunca mı sorun ?”
Evet…
Soru net…
Hatta ben yeni sorular ekleyeyim !
Sahi, Ulus Meydanı’nı banklardan arındırma gibi bir misyon mu üstlendik ? PARASIZ mola anlarımızı PARALI masa-sandalye alanlarına çevirirken, ÖDE ve MOLA VER mottosunda mı ilerledik ? Bu kentin en keyif veren meydanının koşuşturmacasında durmak ve dinlenmek isteyenlerin banklarını kullanım dışı bırakarak, ekonomiyi mi canlandırmak istedik ?
Sahi, nasıl bir misyon üstlendik ?
Ne tür bir mottoda ilerledik ?
Neyi canlandırdık ?
Sizi bilmem, ama BEN…
Antakya’nın kalbinin attığı meydanın ÖZGÜR banklarını, PARA ödemeden oturabileceğimiz mola anlarını geri istiyorum… Bunu da Hatay Valisi Rahmi Doğan’dan, Antakya Belediye Başkanı İzzettin Yılmaz’dan, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’tan talep ediyorum…
Kurşunlu Han’ın Osmanlı hikayesi için içeri girenleri karşılayan benzer bir masa-sandalye kalabalığını artık bir düzene sokalım, en çok da bunu !