Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 422 defa okundu.

Önce MÜDÜR e soralım Ardından da VALİ ye

-

Çok zaman önceydi... O kadar zaman önceydi ki, zaman diye bir şey yoktu… İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı… Bir daha hiç olmayacakmış gibi, dolu ve anlamlı… Derken, ZAMAN diye üç parçalı bir şey icat etti insan… Bir parçasına DÜN dedi, diğer parçasına BUGÜN, öteki parçasına da YARIN… Sonra fesat karıştı zamana ve insan, bugünü unuttu… Dünü düşünüp PİŞMAN oldu, yarını düşünüp TELAŞLANDI… Ama işin ilginç tarafı… Tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı… Farkında olmadan rezil etti bugününü… Oysa yarın, bugüne DÜN diyor, dün de bugün için YARIN diyordu… Bir türlü beceremedi... Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı… Bugünü eline yüzüne bulaştırdı… Mutsuz oldu insan… Ve ne gariptir ki, yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün… Yaşadı, ama bugünü hiç yaşayamadı… Ne yarın, ne de dün!

-

“Çok Zaman Önceydi” demiş bu dizelerine Can Dündar, ki ne de güzel anlatmış hallerimizi… Ama en çok da, avuçlarımızın orta yerinde sıkıca tutmamız gereken hayatı, parmaklarımızın arasından nasıl olup da kaydırıp düşürdüğümüzü…

Bugün buna dair konuşalım mı ?

Konuşalım, ama düşünelim de…

Sahi, hayata dair ne kadar da çok şeyi es geçtiğimizi düşündünüz mü hiç ? Bunu yaparken de tek bir şey söyleriz! ‘Memleketi ben mi kurtaracağım?’ Bunu ne zaman duysam tek bir şey tekrar ediyorum kendi kendime…

Belki !

Kim bilir…

O yüzden, DENE… Ayağa kalk ve gördüğün için KONUŞ… Ayağa kalk ve duyduğun için KONUŞ… Ayağa kalk ve bildiğin için KONUŞ… Senden bekleneni (!) değil, beklenmeyeni yap ve KONUŞ… Kendini şaşırt ve KONUŞ…

Tamam, önce ben konuşayım…

Bugünkü sorum, önce Kültür ve Turizm İl Müdürü Hüsnü Işıkgör’e, ardından Hatay Valisi Erdal Ata’ya… Müze yöneticilerine bir şey sormuyorum, ki onlar yerine Büyükşehir Belediyesi Yönetimi yeterince konuşuyor !

Sorum, Asi Nehri yatağının kent merkezi noktasında ortaya çıkan büyük kesme taşlar, hani ortasından özenle şekillenmiş bir OYUK geçen, bir de, yanı başında geçen seneden beri DURAN, eski Roma dönemi villasına ait olduğu söylenen bir sütun başlığı!

Tam olarak ne istediğimizi merak ediyorum…

Bu kadar yazıya ekli SESSİZLİĞİ en çok da…

KADİM KENT gerçeğini sloganlaştıranların memleketinde NE mi isterdim ? Bir CEVAP ! Basit bir CEVAP ! Geçen seneden beri çağrı yaptığımız noktaya ekli kurumsal UMURSAMAZLIĞIN bizde yarattığı yorgunluğu giderecek bir CEVAP ! Beş yıldızlı otellerin salonlarında ŞİMDİ HATAY ZAMANI deyip de birbirini alkışlamaktan sıkılmayanlardan gelebilecek bir CEVAP !

Size bir hikâye anlatacağım… Hani sordum ya, “ne istediğimizi merak ediyorum” diye…  İşte tam da buna dair… NEYİ, ama NE KADAR istediğimize dair…

-

Bir gün genç bir adam, büyük düşünür Aristo'ya gider yalvarır, “Lütfen, Aristo, bana bildiğin her şeyi öğret” der. “Bildiğin her şeyi, ama her şeyi bilmek istiyorum!”… “İsteğini düşüneceğim. Ama önce birlikte nehre doğru böyle yürüyelim, ne dersin?” der Aristo. Genç adam, nehre doğru Aristo'yla birlikte yürür... Nehre vardıklarında. Aristo eğilip yerden bir taş alır, suya bırakır ve genç adama taşı sudan çıkarmasını söyler... Genç adam, taşı çıkarmak üzere eğilince, Aristo onu ensesinden kavrayıp kafasını suya sokar ve genç adam canhıraş bir halde kollarını sallayana dek öylece tutar... Genç adam, nefes alabilmek için debelenip durur... Aristo, genç adamın bu numaradan kendine bir ders çıkarmış olacağına kanaat getirdiğinde ise kafasını sudan çıkarır... Nihayet tekrar konuşabilecek hale gelince, şaşkınlık ve öfkeyle sorar genç adam: “Neden yaptın bunu? Az kalsın boğuluyordum!” Aristo yanıtlar: “Sana bildiğim her şeyi öğreteceğim. Ama öğreteceklerimi öğrenmek için, öğreteceklerime fena halde ihtiyaç duyman lazım... Yaşamak için nefes almaya duyduğun kadar gereksinim duymuyorsun, öğreneceklerinin sana bir faydası olmaz.”

-

Siz de cevabınızı, bu kent için NEYİ, ama NE KADAR istediğinize karar verdiğiniz zaman verin !