Bulduklarım Birkaç kelime birkaç not
Bana bugün,
güzel bir şarkı söyle hayat…
İçinde çocukluğum olsun…
İçinde bezden bebeklerim…
Masum,
yıkılmamış hayallerim.
Bana bugün,
güzel bir şiir oku hayat…
İçinde annem olsun…
İçinde kiraz ağaçları…
Bir salıncak kur bana…
Göğe dokunayım…
-
Var mı, kaldı mı öyle şiirler, şarkılar ?
Peki ya salıncaklar…
Seçil Oğuz güzel yazmış, ama kalanların kalabalığı arasında bulamadım ben… Ne bir şiir, ne bir şarkı… Ne kelimeler, ne notalar… Ne ufacık bir ilham, ne melodik cümleler… Yok, bulamadım ! Salıncağın bir zamanlar kurulu olduğu ağacın kesilmiş gövdesinden başka bir şey bulamadım… Bulabildiklerim mi ? Bir araya toplanmış salıncağın bir köşeye atılmış ipi, minderi, rüzgarda salınan anıları… Bir de dizeleri etrafa saçılmış şiirlerim… Notaları çalınmış şarkılarım…
Yine de umutluyum !
Yaşar Kemal der ki…
-
Belki bir yerlerde, bir köşelerde, kuş alıp salıverecek kadar yüreği yufka birkaç insan kalmıştır… Kim bilir, belki…
-
Kalmış mıdır ?
Kalmıştır…
Kalmalı…
Kalsın…
Ama kalmasa da, SİZ kalın…
Sizi tüketmek isteyene inat, KALIN…
Nazım Hikmet der ya…
-
Alçaklığın, hainliğin, ikiyüzlülüğün, puştluğun, kısacası cümle kokuşmuşluğun at oynattığı bir dönemde yaşamdan zevk alabilmek, ancak zayıfların bahtiyarlığıdır... ESAS olan, sadece yaşamak değil, insana yakışır şekilde ve onurlu yaşamaktır… TESLİM olmadan, BOYUN eğmeden, sürünmeden, EL ETEK öpmeden yaşamaktır…
-
Bugün 25 Haziran 2018…
Bu yazıyı, 24 Haziran seçimlerinin sonucunu bilmeden yazıyorum… Ama umudum ÇOK… Bugüne dair DÜN’den damlayan umudum ÇOK… Beni, önce bir VATANDAŞ, ardından ÖZGÜR (!) seçmen kimliğimde tehdit edecek kadar ileriye gidenlerin ülkesinde umudum hala ÇOK… Bugün, beni ve diğerlerini nasıl bir Türkiye karşıladı bilmiyorum ama, yarına dair umudum ısrarla ÇOK… Yıllardır bizlere dayatılmak istenen ve iktidar kalemşörleri tarafından yandaşlığın sloganlarında yüceltilen KUL-TEBA hikayesine rağmen umudum inadına ÇOK. …
Evet…
Bugün 25 Haziran 2018…
Seçim sonucu NE oldu bilmiyorum ama…
Sonuç ne olmuş olursa olsun, vicdanım rahat…
Muharrem İnce ve HDP arasında paylaştırdığım ÖZGÜRLÜĞÜM adına hele ki…
Çünkü biliyorum ki…
İnandığım kadar varım…
Ve inandığım kadarını yaşarım…
Yorgun yaşamlarımızdan geriye birkaç kelime ve birkaç nota da kalmış olsa, o birkaç parça şey UMUDUM ve o UMUT ile beraber kaldığım yerden yürümeye devam edeceğim, ki o yüzden, dilerim ki Muharrem İnce ve HDP arasında paylaştırdığım ÖZGÜRLÜĞÜM yerini bulmuştur… Ve kazanan da, Ankara’nın öfke ve nefret dili değil, ama kadim Anadolu’nun türküleri olmuştur…
Olsun…