Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 359 defa okundu.

Bu defa ki sorumuz PTT Hataya olsun mu

Bizimki gibi ülkelerde idareci olmak kolay olmalı ! Düşünsenize bir kez, ne SORAN var ne SORGULAYAN ! Ne ELEŞTİREN var ne ‘NİYE’ diye zorlayan ! Ne versen alan bir kalabalık ! Hatta ne yapsan OLUR diyen… Sen sağ ben selamet anlayacağın ! Final mi? Kalan sağlar bizimdir !

 Evet…

 Bugünün çapraz sorgusuna, PTT Merkez Müdürlüğü’nün son çalışması girsin ! Antakya kent merkezindeki idare binasının önüne sadece birkaç hafta önce astıkları plastik bir branda üzerine yazılı, “Duvarlar ‘yıkım’ tehlikesi oluşturduğundan, kaldırım kısmen yaya trafiğine kapatılmıştır” uyarısı ile girsin… Uyarı üzerine, duvara yakın kaldırımın Büyükşehir destekli kapatılması ile girsin… Ama zaman içinde, kapatılan alanı sınırlayan zincirli engelin kalkması ile de girsin… Ama en çok da, vatandaşı olası bir tehlikeye karşı uyaran brandanın kaldırılması ile girsin…

 ‘Bize emanetsiniz’ demeyi bırakıp, ‘Allah’a emanet olun’ diyen resmi bir algı ile girsin !

 O zaman soralım mı ?

 Madem uyardınız (!) bizleri, buna dair çalışmaya ne oldu ? Risk içerdiğini söylediğiniz duvarları o riskten kurtaracak projelendirmeye ne oldu ? Yıkım tehlikesi olduğunu açık açık söylediğiniz duvarların yanı başından çocuklar güle oynaya geçerken, sizlerin kurumsal sorumluluğuna ne oldu ?

 Sahi, hangi ara bu kadar lakayıt iş yapar olduk ?

Hangi ara devlet işini bu kadar gevşettik ?

Makam ağırlığını ise hafiflettik !

 Açık ve net, ben şikayetçiyim !

Olası bir kaza için şimdiden şikayetçiyim !

Bir vatandaş olarak beni hiçe sayanlardan şikayetçiyim !

Verilen sözleri rüzgara savuranlardan şikayetçiyim !

Hizmeti sulandıranlardan şikayetçiyim !

 Balığın baştan koktuğu bu hikayeyi ise toptan reddediyorum… Yok, bu hikaye bana ait değil ! Böylesi yönetilen bir şehir bana ait değil… Yaşamlarımızı oyun hamuru gibi şekilden şekle sokmaya çalışanlar bana ait değil… YAPTIM-OLDU mantığını kent idaresinin hemen her hücresine bir hastalık gibi yayan zihniyet bana ait değil… Hayatlarımızla, yüzümüze baka baka alay eden bu makam sahipleri bana ait değil…

 Sahi, bize ait olanlar nerede ?

Ne yaptınız onlara ?

 KELİMELERE PRANGA

SAHİ, ÇÖZÜMÜMÜZ BU MU ?

 Ne garip bir ülke halini aldık, değil mi ? Cumhuriyet tarihimizin hiçbir döneminde hiçbir Hükümet için bu kadar yandaş GAZETE (!) ya da yandaş TV ve RADYO kurulmamıştır herhalde ! Şanslılar (!) ama… Ne de olsa, onlar, bugünün ÖZGÜR basını !

 Şaka yapmıyorum !

 İstedikleri gibi yazıp çiziyorlar ! İstedikleri gibi suçluyorlar ! Kimini aklayıp kimini suçlu ilan ediyorlar ! Hatta Atatürk’e hakaret modası başladı son günlerde… Bunun sonu nereye varır sahi ? Onların bu özgürlüğünün sonu bizi nereye vardırır ?

 SÖZCÜ’ye operasyon buna dair mi ?

Bizi vardıracağı yere dair mi ?

 Uğur Mumcu ne güzel demiş…

 GERÇEK basın için, GERÇEK gazeteciler için, YANDAŞ olmak yerine açlığı tercih eden kalem sahipleri için, hatta bu uğurda işini kaybetmeyi göze alanlar için, onun gibi ölümü göze almışlar için…

 “İsterler ki susalım; isterler ki yazdıklarımızın hiçbiri, hele bu dönemde yazılmasın. Bunun içindir ki, bizleri susturmak için türlü yollara başvururlar. Bizleri susturmak için başvurdukları ve ellerine yüzlerine bulaştırdıkları sinsi girişimleri ile ilgili ipuçları ellerimizdedir! Bunu da bilir, bunların açığa çıkmaması için köşelerinde kıvranıp dururlar. Evet yazacağız, susmayacağız. Bütün yolsuzlukları, kaçakçılıkları, pislikleri, cinayetleri tek tek sergileyeceğiz…”

 O yüzden…

 Bırakın biz TUTSAK kalalım…

Siz gibi ÖZGÜR (!) olacağımıza, tutsak kalalım…