BEN kimim dediğinde Cevap SEN oluyor musun
Öyle bir zamandayız ki
BEN olabilmek için ONAY almak gerektiğine inandırılan milyonlarız… Bir dine, bir ırka, bir mezhebe, bir partiye, bir fikre, bir görüşe, bir lidere, bir ideolojiye körü körüne inandırılanlarız… Hiç istemediğimiz, taraf olmadığımız bir savaşın ortasında terk edilenleriz… Ölen de biziz, öldürülen de… Kaybedilen ve hiçe sayılan da… Kurban edilen ve unutulan da…
BEN olmanın maliyetinde, o BEN’den vazgeçenleriz…
Ben mi ?
Gabriel García Márquez’in dediğindeyim…
-
Sormak istersen bayım… Ben, SİZ’den de değilim, diğerlerinden de… Ben, ölüme dair yemin etmeyenlerden, tehdit savurmayanlardan, dinini ve ırkını aklının yerine koymayanlardanım… Ben, hâlâ şiir okuyanlardanım…
-
Hatta…
“Kadına şiddet her gün artarken, kadını koruyacak yasaların, güçlendirilmesini beklerken, kadına el uzatmaya cüret edeni titretecek kanunların yolunu gözlerken, İstanbul Sözleşmesini bir gece yarısı kaldırmak !!! Bu, görüşü ne olursa olsun, bütün kadınlara aleni bir tehdittir, tabuta bir çivi çakmaktır, kadının hakkının kadından alınmasıdır” diyen kadınların çığlığındayım !
Hatta…
“Dünyanın bütün kötülüklerine başkaldır... Bazen senin iyiliğin, başkasının kötülüğüne de olabilir ! Kendi iyiliğine de baş kaldır” diyen Yaşar Kemal’deyim !
Hatta…
“Tatlı bir yalan söylersen, 10 kişi seni alkışlar… Acı bir gerçek söylersen, 8 kişi sana saldırır... Ama iki kişi de sorgulamaya başlar… O iki kişiye selam olsun” diyen Bertrand Russell’dayım !
Hatta…
“Azınlıkların, ayrımcılığa ve baskıya maruz kaldıkları bir toplumda her şey çürür ve bozulur… Kavramların içi boşalır, anlamlarını yitirir... Hala seçimlerden, tartışmalardan, akademik özgürlüklerden veya hukuk devletinden söz etmekse aldatıcı bir istismara dönüşür” diyen Amin Maalouf’dayım !
Hatta…
“İçine dön… Kendini kimseye ispatlamak zorunda değilsin ! Kim ne istiyorsa onu algılar… Sen, özünden şüphe etme yeter… Yol var, isteyen gider ! Söz var, isteyen kalıp dinler” diyen Gülden Güneren’deyim !
Hatta…
“Ya, düşlerinin peşine düşmeyi seçersin ya da olanları kabullenmeyi… ‘İyi ki’lerinle güçlenir, ‘keşke’lerinle tükenirsin… Karar senin” diyen Charles Bukowski’deyim !
Hatta…
“Tanıdığım en güzel insanlar; yenilgiyi, acıyı, mücadeleyi ve kaybı yaşamış olan ve diplerden çıkış yolunu kendileri bulmuş, romantik ve anarşist olan insanlardır… Bu kişiler, yaşama karşı geliştirdikleri kendine has takdir, direniş, duyarlılık ve anlayışla; şefkat, nezaket, bilgelik ve derin sevgiden kaynaklanan bir ilgi ve sorumlulukla doludurlar... Güzel insanlar öylece ortaya çıkmazlar, onlar oluşurlar…” diyen Elisabeth Kubler Ross’dayım !
Hatta…
“Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce putun kol gezdiği bu çağda, bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum…” diyen Dostoyevski’deyim !
Sorum da o yüzden !
BEN kimim, dediğinde…
Cevap, SEN oluyor musun ?
Yoksa, sadece kurban mısın, seçilen !
BEN olmanın maliyetinde, o BEN’den vazgeçen !
Kimsin SEN, kimim BEN ?