Hatay Mahalli Haber
MENÜ
Tamer Yazar
Tamer Yazar
yazar5@hotmail.com
Paylaş Paylaş Paylaş Yazı 97 defa okundu.

2014’teki bizi fısıldayalım Değişmedik 2022’de de

Antakya’ya ömrünü vermiş, bu kentin çok dinli yüreğinde koca bir hayat tüketmiş, ülkesi Almanya ile evim dediği bu şehir arasında yüzlerce, binlerce misafir ağırlamış, ama gün gelmiş vizesi yenilenmemiş, ‘GİTME ZAMANI’ denmiş, ‘KAL’ diye ısrar edilmemiş, DÖNÜŞÜ için kapı dahi aralanmamış !

O, bu kentin, bugün tüm ülkede ayakta alkışlanan Medeniyetler Korosu’nun da fikir annesi… O, Alman Rahibe Barbara Kallasch ! Ondan geriye kalanlar arasında ilerleyelim istedim bugün… Hatta 2014’te onun organizasyonuyla gerçekleşen çok dinli bir etkinliğin notalarında da duralım istedim… Bir kilise dolusu Türkiye’ydik o gün, hatırlayalım, unutmayalım istedim…

O zaman gelsin kelimeler…
2014’teki bizi fısıldayalım hep beraber…

-
Batıayaz’daki Ermeni Kilisesi’nde bir araya geldik…

Ramazan’ın ilk gününde…

Müslümanlar…
Museviler…
Hıristiyanlar…
Herkes bir aradaydı…
Hepimiz oradaydık…
Yan yana durduk…
Omuz omuza verdik…
Şarkılar söyledik…
İlahiler mırıldandık…

İslam’ın bu en kutsal ayının ilk gününde, geçmişin, 1915’in acılarından günümüze taşınan bir mekândan göğe yükselen barış ezgilerine yürek verdik, elde avuçta kalan umudu ekledik, daha fazlası için dua ettik…

Omuz verenler, o omuza yürek katanlar; cemaatini çok uzun zaman önce kaybetmiş, zorunlu bir terk edişin hikâyesinde başrolü kapmış bu eski kilisede, Koro’nun hemen önünde yerlerini aldı, yanı başlarına sinen sessizliğin duvarlarına dokundu, o duvarlara ekli hikâyelere kulak kabarttı, paylaşılmayı bekleyen acıların notalarını dinledi, hatta o notalara eşlik etti,

Yunus Emre’yle…
Nazım Hikmet’le…
Ermeni Duasıyla…
İslami ezgilerle…
Hıristiyan ögeleriyle…

Batıayaz’daki, bu düne ait Kilise’nin bugüne ekli avlusunda bir araya gelenler, Türkiye’ydi… Ağarmış, elden ele taşınmış, duvardaki yeri sıkça değiştirilmiş, ama yeri hep bilinmiş, özlenen fotoğrafıydı… Yan yana durabilenlerin, ele ele tutuşabilenlerin, BİZ olmak için ayağa kalkmışların fotoğrafıydı… Dili, dini, etniği, mezhebi farklı da olsa, Anadolu kardeşliğini hatırlatanların fotoğrafıydı…

Evet,

Dünün hüznünde bir araya gelen bizler, bunu başardık, bunu başaranları alkışladık… Elde kalan, kalabilen fotoğrafların azlığında, son çekilen aile fotoğrafına sahip çıktık… Bu kardeşlik buluşmasına çok daha fazla kişinin katılmasını beklediğimizi ilan ettik… Ve geçen seneden çok daha kalabalıktık, ama “gelecek seneden daha azız” diye de umut ettik…

Niye mi?

Her dilden, her dinden, her etnikten, her mezhepten yükselen notalara eşlik eden herkes, Dünya’nın çok daha iyi bir Dünya, çok daha güzel bir Dünya olabileceğini gösterdi aslında, hatta bir araya gelip bu köşe yazısını onlar yazdı, kendi kelimelerini ekledi, cümlelerini, paragraflarını, hatta gülümsemelerini, yüreklerini, cesaretlerini, hayata dair umutlarını, ertelenmiş hayallerini…

O gün, o kilisede olan herkes kelime oldu, cümle oldu, paragraf oldu… Bir araya gelip KOCAMAN bir ANLAM oldu, o anlamı paylaştı… Hatta vicdanlarından damlayanlarla, duygularının resmini çizdi…

Ve o resme bir şeyler ekledi…

‘BURADAYIZ’ dedi…
‘TÜRKİYE’YİZ’ dedi…
‘KORKMUYORUZ’ dedi…
‘AYNI TANRI’NIN ÇOCUKLARIYIZ’ dedi…
‘DUA İÇİN ELLER FARKLI AÇILSA DA TOPRAĞIZ’ dedi…

Özetle mi;

Batıayaz’daki Türkiye’yi herkes çok sevdi…
-

Haklısınız,

…hatırlamak güzeldir, dünü…
Evini, hüzünlü gözlerle terk etmek zorunda bırakılanları en çok da…

Siz de UNUTMAYIN, olur mu ?